Çocuklarda kıskançlık ve paylaşamama davranışı, özellikle 2–7 yaş döneminde sıkça görülen gelişimsel bir süreçtir. Bu davranışlar çoğu zaman çocuğun duygusal gelişim aşamalarının doğal bir parçası olmakla birlikte doğru yönetilmediğinde kalıcı sosyal sorunlara dönüşebilir. Kardeş kıskançlığı, oyuncak paylaşamama, arkadaş ortamında hırçınlaşma gibi durumlar hem çocuğun hem de ebeveynlerin zorlandığı alanlardır.
Günümüzde ebeveynler, çocuklarının bu tür davranışlarını daha doğru yönetebilmek için online psikolog ve online pedagog desteğinden sıklıkla yararlanmaktadır. Uzmanlar, kıskançlığın yalnızca olumsuz bir duygu olmadığını; aksine çocuğun aidiyet, bağlanma ve kendini değerli hissetme ihtiyaçlarından kaynaklanabileceğini vurgular.
Kıskançlığın Gelişimsel Temelleri
Kıskançlık, çocuğun “sahip olma”, “ait olma” ve “ilgi görmek” gibi duygusal ihtiyaçlarının merkezinde yer alır. Çocuklar özellikle 2–4 yaş arasında benmerkezci düşünme yapısına sahip oldukları için bir nesneyi ya da ilgiyi paylaşmakta zorlanabilir. Bu durum onların bencil olduğu anlamına gelmez; gelişimsel düşünme biçimlerinin doğal bir sonucudur.
Örneğin, yapılan bir çalışmada çocukların yaş büyüdükçe paylaşma davranışının arttığı ve empati düzeyinin geliştiği gösterilmiştir (kaynak):
https://psycnet.apa.org/record/2010-09746-012
Bu araştırmaya göre çocukların paylaşma becerileri hem yaşa hem de sosyal çevrenin niteliğine bağlı olarak şekillenmektedir.
Paylaşamama Davranışının Nedenleri
Çocuklarda paylaşamama veya kıskançlık birçok faktörden kaynaklanabilir:
1. İlgi eksikliği veya ilgi değişimi
Yeni kardeş doğumu, anne-babanın daha yoğun çalışma dönemi gibi değişiklikler çocukta “değersizlik” hissi yaratabilir.
2. Gelişimsel benmerkezcilik
Çocuk, başkasının ihtiyaçlarını anlamakta zorlandığı için sadece kendi isteğini önceler.
3. Güvensizlik
Oyuncağının ya da ilgisinin elinden alınacağına dair korku, saldırganlık ve paylaşamama davranışına dönüşebilir.
4. Rekabet ortamı
Aile içindeki kıyaslama ifadeleri çocukta kıskançlık duygusunu şiddetlendirebilir.
5. Öğrenilmiş davranış
Evde sık sık çatışma, kıskandırıcı tutumlar veya paylaşmanın ödüllendirilmemesi bu davranışların devamına neden olabilir.
Ebeveynler Ne Yapmalı?
Kıskançlık ve paylaşamama davranışıyla başa çıkarken ebeveynlerin sabırlı, tutarlı ve öğretici bir tutum sergilemesi büyük önem taşır.
Duyguyu normalleştirin
“Bazen kıskanmak normaldir, hepimiz böyle hissedebiliriz.” gibi cümleler çocuğun duygusunu kabul etmesine yardımcı olur.
Paylaşmayı zorlamak yerine örnek olun
Ebeveynin kendi eşyalarını paylaşması veya birlikte ortak oyunlar kurulması olumlu model oluşturur.
Empati öğretin
“Arkadaşın bunu almak istediğinde nasıl hissetmiş olabilir?” gibi sorular, çocuğun karşı tarafı anlamasına yardımcı olur.
Sırayla oynama kuralı
Zamanlayıcı kullanmak, ortak oyun alanı belirlemek ve sırayla oynama pratiği kazandırmak oldukça etkili yöntemlerdir.
Kişisel eşyalar köşesi
Çocuğun bazı özel eşyalarını paylaşmama hakkına sahip olması, kendini daha güvende hissetmesini sağlar.
Online Uzman Desteğinin Rolü
Bazı çocuklarda kıskançlık ve agresif paylaşamama davranışı çok daha yoğun olabilir. Bu durum; öfke nöbetleri, kardeşe zarar verme, arkadaş ortamında sürekli tartışma gibi sonuçlara yol açabilir. Böyle durumlarda online psikolog ve online pedagog desteği aile için büyük kolaylık sağlar.
Bir online psikolog, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını değerlendirerek duygusal düzenleme becerilerini geliştirmesine yardımcı olur.
Bir online pedagog ise ebeveynlere yaş dönemine uygun pozitif disiplin teknikleri ve kardeş çatışmalarını azaltacak stratejiler sunar.
Uzman desteği şu durumlarda özellikle önerilir:
- Kıskançlık davranışı günlük yaşamı sürekli etkiliyorsa
- Çocuk arkadaşlarına vuruyor, itiyor veya zarar veriyorsa
- Kardeş çatışmaları kontrol edilemez hâle geldiyse
- Çocuğun kaygı ve öfke düzeyi yükseldiyse
- Paylaşamama davranışı sosyal ilişkileri bozuyorsa
Zamanında müdahale, çocuğun duygusal gelişiminde büyük fark yaratır.
Kıskançlık ve paylaşamama davranışları, çocuk gelişiminin doğal ancak dikkatle yönetilmesi gereken bir parçasıdır. Ebeveynlerin duyguyu kabul eden, öğretici ve tutarlı bir yaklaşım sergilemesi çocuğun sosyal becerilerini güçlendirir. Gerekli durumlarda online psikolog ve online pedagog desteği almak, süreci hem çocuk hem aile için çok daha sağlıklı hâle getirir.